loader
Kentinizi Bir Yabancıyla Gezdiniz mi?

Kentinizi Bir Yabancıyla Gezdiniz mi?

Kentimizin ana yollarını, caddelerini ,sokaklarını yalnız başına dolaşırken, kafamız, düşünceler , günlük yaşamın sorunlarıyla dolu olduğundan yol üzerindeki bir çok ayrıntıyı gözden kaçırırız.. Kenti arabalarıyla bir boydan bir boya aşanlar daha da çok şeyi göremezler. Oysa, biz bu kentte yaşayan yerli olduğumuzu düşünürüz. Yerlilik, o yerin taşını ,toprağını, suyunu kokusunu iyi bilmek değil midir?

On sene önceki Antalya’yla bugünü nasıl karşılaştırabiliriz. Herşey gözümüzün önünde, ancak müdahil olamadığımız bir şekilde değişmedi mi? Bu durumda yeleşiklik, olgusu bizim için ne ifade ediyor.

Kültür, sanat etkinlikleri nedeniyle Antalya’ya gerek Türkiye’nin başka kentlerinden gerekse yurt dışından gelen bir çok konukla buluştuk. Bu konuklar, yaşadığımız kentin görülebilecek yerlerini bizimle gezmek istemişler, ya da biz onlara önermişizdir.

Bu gezintiler esnasında, konuklarla birlikte, uzun süre yolumuz düşmeyen sokaklara daldık, onların dikkatini çeken, fakat bizim farkına varmadığımız bir mimariyle, bir ağaçla, bir nesneyle onların sayesinde tekrar tanıştık.. Hatta hava yağmurluysa o gün esen rüzgarın adı bile soruldu. Lodos mu, poyraz mı? Mevsim yaz ise, Kaleiçi’nde dolaşıyorsak, eski günlerden kalma yasemin kokuları kendini duyumsattı konuklarımıza.

Bir de gelen konuklara gösterebileceğimiz sanat mekanları da önemlidir. Antalya’da yüzümüzü ağartacak tek mekan var. O da Antalya Müzesi. Konuklar müzede gezerken, her birinin farklı heykeller dikkatini çeker, o heykel artık kişiyle özdeşleşir kafamızda.

Müzenin bahçesinde içilecek çay veya kahveyle yorgunluk atılır, ister kış olsun, ister yaz olsun müzenin bahçesi ayrı bir dinginlik verir insana. Bir konuğumuz, müzedeki, Perge bölümünden öylesine etkilenir ki, ertesi gün hep beraber Perge’nin yolu tutulur.

Konuklar, kenti bilen , kendi dünyalarına yakın biriyle yeni bir kenti keşfetmenin hazzını yaşarlar.. Eğer iyi bir izlenimle ayrılırlarsa artık o kent, sanatçılarıyla, özel mekanlarıyla birlikte anılacaktır.

Bunun en güzel örneğini bir Alman yazar, kaleme aldığı günlükleriyle bize yansıtıyor. Karl Heinz Demus, 14 – 18 Ekim 2004 tarihleri arasında 5. Antalya Öykü Günleri’ne katılmak üzere Antalya’ya gelmişti. Antalya’da kaldığı süre içerisinde tuttuğu günlüklerini, Nürnberg’in diğer kardeş şehirleri Üsküp ve Charkiv’e yaptığı edebiyat toplantılarını ve oradaki izlenimlerini de birleştirerek oluşturduğunu kitabını kısa süre önce “Der Nürnberger Trip-Tycoon” adı altında yayımladı.

Günlüklerinde kentimizden söz ederken, aynı zamanda bizim farkedemediğimiz noktalara dikkatimizi çekiyor. Ayrıca, edebiyat etkinliğine katılanların, bizlerin ismini anıyor kitabında.

Karl Heinz Demus’un, Antalya günlüklerinin kentimiz tarihine önemli bir katkı olduğunu düşünüyorum. Bu tür çabaların daha çok artabilmesi için, Antalya’nın, sanatsal etkinliklerin gösterdiği düşüşe izin vermemesi gerektiğine inanıyorum.

İmren Çalışkan Tüzün


Etiketler: İmren Çalışkan Tüzün

Şimdi Paylaş

0 Yorum

Yorum Yap

CAPTCHA Image 

Benzer Haberler

Sanatın İzinde Hüzünlü Bir Yolculuk

Çok değil, bundan birkaç yıl öncesine kadar, sanat haberlerini gazetelerden, dergilerden okur, ona göre yollara koyulurduk. Sosyal medya hayatımıza girdikten sonra, her türlü sanatsal etkinliği günü gününe takip edebiliyoruz artık. Özellikle de, yazılı metinlerin yanı sıra paylaşılan f...

Cemil Meriç Kitaplığı’na bir bağış daha

Kepez Belediyesi’nin eski Dokuma Fabrikasına enerji sağlayan trafo binasını restore ederek kütüphaneye dönüştürdüğü Cemil Meriç Kitaplığı’na Murat Kanat 2 bin 200’den fazla kıymetli eser bağışladı.

Kepez Belediyesi’nin müze konseptindeki Cemil Meriç Kitap...

Bugün Pazar, Seçim Var

Bugün Pazar, Seçim Var


6 yıl önce Best Haber

Yaz aylarında, Pazar günleri, evimizin arka bölümünde kalan küçük balkonda kahvaltı yapmayı seviyorum. Etrafımızda bulunan Portakal, Dut ağaçları, komşu apartmanların bahçelerindeki çeşitli ağaçlar ve çiçekler, bana içinde yaşadığımız devasa beton bloklar...